Kardere (Drimi) Köyünün Tarihçesi

Kardere (Resmi dilde: Drimi)Köyünün Kuruluşu

Etmezköy-Kanlıköy-Düzyayla

Kardere köyü şimdi bulunduğu konumunun yakınında geçmişte var olan; Etmezköy, Kanlıköy ve Düzyayla köylerinin (mezraların) biraraya gelmesi sonucu ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu, yaşlıların anlattıklarından, oralardaki mezarlıklardan ve bazı kayıtlardan ispatlanmaktadır.Pirendağ

Yukarıda zikredilen Etmezköy Pirendağ çevresinde bulunmaktaydı.Kanlıköy Kazal balkanının kuzeyinde bulunuyordu. Düzyayla ise Kardere köyünün kuzeyinde Asar Tepe’nin eteklerinde bulunuyordu.

Neden evlerini terkettiler?

Bu köylerde (Etmezköy, Kanlıköy ve Düzyayla) yaşayan halkın evlerini terkedip neden başka yere (Kardere’ye) göç ettiklerine gelince:

Ortaçağ’da dönem dönem dünyanın değişik bölgelerini saran veba salgını (Kıran) on milyonlarca insanının ölmesine sebep olmuştur. O dönem bu topraklar Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetindeydi. Bilindiği üzere 1597 yılında İstanbul’da veba salgınından günde 1000 kişi ölüyormuş.

SC42Yukarıda zikredilen köyler de bu veba salgını nedeniyle çok kayıplar vermiştir. Sonunda can korkusu yüzünden evlerini terketmek zorunda kalmışlardır. Şimdiki Kardere köyün bulunduğu mevkiye gelip yerleşmişlerdir.

Köyümüze değişik mesafelerde mezarlıkların bulunması da bu sözünü ettiğimiz göçü destekler niteliktedir.Diğer yandan şu anki köye yaklaşık 7 km mesafede köyümüz insanına ait tarlaların varlığı da bu görüşü desteklemektedir. O zamanın ulaşım imkânlarıyla bu mesafede tarlaların işlenmesi imkânsız olduğu anlaşılmaktadır.Aslında bu tarlaların bulunduğu yerlerde yaşamışlar uzun yıllar.

Bilinen beş tane mezarlık vardır.Bu mezar taşları üzerindeki eski Türkçe yazılardan anlaşıldığı kadarıyla 1300 lü yıllara ait oldukları anlaşılıyor.Ayrıca toprak altından Orhan Gazi dönemine ait paraların da zaman zaman  bulunduğu anlatılmaktadır.

Evliya Çelebi Ne Diyor?

Evliya Çelebi meşhur Seyahatnamesinde bu bölgeden bahsederken, “Bol

DS

sulardan, yemyeşil doğadan söz etmiş ve şu meşhur sözü de

söylemiştir,‘buradaki pınarlardan su içen bir kuzuyu yer; iki saat sonra da ikinci kuzuyu yer’ demiştir.”

Köyün Adı Hakkındaki Görüşler

Köyün adı hakkında yaygın iki görüş ileri sürülmektedir.Her iki görüşü de destekleyen öykülerin de varlığı isim konusu biraz karmaşık hale getiriyor.

Görüşlerden biri, köyün adı aynen şimdi bilinip söylenmekte olanKARDERE’dir. Kar ve dere. Şöyle açıklayalım. Köyümüzün batı yönünden, kuzeyden güneye doğru akmakta olan büyükçe bir çay akmaktadır. Bu çay yazları dahi kurumamakta ve etrafındaki araziye de can vermektedir.Daha doğrusu köye can katmaktadır.

İşte bu çay etraftaki dağlardan akan derelerle beslenmektedir. Bu onla

DC35

rca derenin suyu bu çaya akar.Bu dağlardan gelen dereler de kışın bu dağlara yağan karlar yavaş yavaş eridikçe derecikler de akmayı sürdürür.Karın oluşturduğu dere. Yani kardere. Köyün ismi de bu yüzden Kardere olmuştur.

İkinci bir görüşe  göre, köyün etrafında bulunan dağlarda, dağınık ve küçük topluluklar mezralarda yaşamaktadır.Bu insanlar daha fazla hayvancılıkla geçimlerini idame ettirmektedirler.Hayvancılığın yanı sıra, bağ bahçe işleri ile uğraşmakta ve tahıl ağırlıklı olmak üzere toprağı daKÖYişlemektedirler.
Köyün şimdiki mevkiine yakın yerde, bir dul kadın ( köylü dilinde karı ) yaşamaktadır.Bu kadın hayvanlarını kaybettiğinde, yanı başında büyükçe bir çayın da aktığı bir burunda bulmaktadır.Burunun diğer tarafında ise bir dere vardır.Hayvanlarını bulduğu bu yer kadının hoşuna gider ve kulübesini buraya inşa etmeye karar verir.Kadının kulübesi dereye yakın olduğundan,burası “karının deresi” diye anılmaya başlar. İlerki yıllarda, çevre dağlarda yaşayan diğer insanlar da buraya yerleşince,[veba salgını (kıran)yüzünden evlerini terkedip buraya gelmek zorunda kaldıkları da söylenebilir]  köy meydana gelir ve adı Karıdere olmuştur.
Şimdilerde ise köy, halk arasında Kardere olarak biliniyor.

Nüfus Yapısı

Son beş asra bakıldığında köy dışardan hiç göç almamıştır.Bu da sanırım Kardere’yi ilginç köyler listesine sokuyor.Bu köydeki insanlar çoğunlukla birbirlerine uzaktan yakından akraba olduklarını söyleyebiliriz.Elbette ki evlilikler yoluyla köyümüze başka köylerden insanlar (gelinler) gelmiştir.

Köyümüzün insanları sevecen, yardımsever, elibol ve kanaatkârdır.DC0

Kıtlık dönemlerinde, büyük salgın ve kıran dönemlerinde Düzyayla mezrasından sahipsiz cenazeleri kaldırmış ve defnetmişlerdir.Kimsesiz kalmış, yardıma muhtaç insanlara kucak açmışlardır.Para toplayıp ihtiyaç sahiplerine sahip çıkmayı bir görev saymışlardır.

Bu tutumlarından dolayı Kardere köyüne 1900’lü yıllarda etrafındaki ormanların neredeyse tamamına yakını verilmiştir.Bu açıkça senetlerle sabit olduğu bilinmektedir.Bu yerler, Hamaz’dan Uzunoluk’a, Dölağıl’dan Düzyayla’ya, Akpınar, Aktoprak, Sapardere… Kısacası balkanın büyük bir bölümü Kardere’ye verilmiştir.Bu bazıları tarafından her ne kadar kabul edilmese de, yalanlansa da, çevre köylerin hiç bir girişimi sonuç vermemiştir.

*****************************************************************

Katkılarından dolayı Erdoğan arkadaşımıza çok teşekkür ediyoruz.Bu araştırma denemesinde en büyük pay ona aittir.Bunun gibi başka çalışmalar da bekliyoruz.

Köyümüzün adı nerden geliyor?

Köyün tarihi hakkında yazdıklarım, kesin olmayıp tahmin ve büyüklerin anlattıklarına dayanmaktadır.Her hangi bir araştırmaya yapılmamıştır.Siz değerli okuyucu dostların da bu konuda yapacaklarıKardere Drimi düzeltmelere açık olduğumu belirtmek isterim.
Köy, takriben şimdi bulunduğu mevkide, yaklaşık olarak 450 yıl önce kurulmaya başlamıştır.

Köyün adı hakkında yaygın iki görüş ileri sürülmektedir.

Birinci görüşe göre, köyün kuruluşu şöyle olduğu anlatılmaktadır.
Hikâyeye göre, önceden de belirttiğim gibi, 450 yıl öncesine kadar, köyün etrafında bulunan dağlarda, dağınık ve küçük topluluklar yaşamaktadır.Bu insanlar daha fazla hayvancılıkla geçimlerini idame ettirmektedirler.Hayvancılığın yanı sıra, bağ bahçe işleri ile uğraşmakta ve tahıl ağırlıklı olmak üzere toprağı da işlemektedirler.
Kardere YunanistanKöyün şimdiki mevkiine yakın yerde, bir dul kadın ( köylü dilinde karı ) yaşamaktadır.Bu kadın hayvanlarını kaybettiğinde, yanı başında büyükçe bir çayın da aktığı bir burunda bulmaktadır.Burunun diğer tarafında ise bir dere vardır.Hayvanlarını bulduğu bu yer kadının hoşuna gider ve kulübesini buraya inşa etmeye karar verir.Kadının kulübesi dereye yakın olduğundan,burası “karının deresi” diye anılmaya başlar. İlerki yıllarda, çevre dağlarda yaşayan diğer insanlar da buraya yerleşince, köy meydana gelir ve adı Karıdere olmuştur.
Şimdilerde ise köy, halk arasında Kardere olarak biliniyor.

Görüşlerden diğeri ise, köyün adı aynen şimdi bilinip söylenmekte olanKARDERE’dir. Kar ve dere. Şöyle açıklayalım. Köyümüzün batı yönünden, kuzeyden güneye doğru akmakta olan büyükçe bir çay akmaktadır. Bu çay yazları dahi kurumamakta ve etrafındaki araziye de can vermektedir.Daha doğrusu köye can katmaktadır.

İşte bu çay etraftaki dağlardan akan derelerle beslenmektedir. Bu onlarca derenin suyu bu çaya akar.Bu dağlardan gelen dereler de kışın bu dağlara yağan karlar yavaş yavaş eridikçe derecikler de akmayı sürdürür.Karın oluşturduğu dere. Yani kardere. Köyün ismi de bu yüzden Kardere olmuştur.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.